hastayım, hastasın, hasta... :(
çocuğum hasta olacağına ben olayım dermiş büyükler...
yok ben iki kere hasta olmaya razıyım yeter ki kızım hasta olmasın...
gece sabahlara kadar başucunda beklemek, uykusuzluğu dem ve damarlarınızda hissetmek, ertesi gün mızmız bir çocuğun nazları ile meşgul olmak, bu arada çıldırmamaya çalışmak, fedakar ve mutlu anne rolünü başarıyla oynamaya çalışmak... (ah başınız alıp kaçsanız... uyku... bir damla uyku... niye kayınvalidemle beraber oturmuyorum ki o bakardı ben uyurdum... söylenmeleri...)
aslında şu herşeye ağlayan ve ses eşiğimi fazlasıyla aşan çocuğu seviyorum ben.. yani en azından dün seviyordum şimdi de seviyorumdur herhalde :P allahım ona şifa bana selamet... yalvarırım
anlaşılacağı üzere mehlikamız hasta.. (yani ben hastayım) en küçük şey için ağlanıyor evde.. allahtan komşularım bu gün evde değiller de rahatsız ediyoruz rahatsızlığı yaşamıyorum...
ateşlendiği vakit mızırdanıp, kendini iyi hissettiği zaman da tepeme çıkıyor. nasıl buluyor bu enerjiyi anlamıyorum :)
doktorun tavsiyelerini uygulamamıza rağmen ateşi korkutmaya devam etti. bunun üzerine anneannesinin ısrarlı önerisini dinledim... ya şu anneler iyi ki varlar önce anneye danışmak gerekiyormuş diyeceğim doktorları kızdıracağım demeyeyim ama yine de aklınızda olsun efenim :) bademciklerinizin şiştiğini hissederseniz yarım limonun suyuna bir adet aspirin tuz ve karabiber ekliyorsunuz.. karıştırıyorsunuz, içtiğinizin ne olduğunu düşünmeden alacağınız kötü tadı hayal etmeden bir yudumda içiyorsunuz :) bakın anneanne önerisidir yabana atmayın
günün sözü ile bu günkü yazıma son verip bir dahaki yayım günümüze kadar size mutlu sağlıklı keyifli günler diliyorum..
günün sözü: "çot tomitsin anne"
(istediğim bir şeye karşı verdiği cevap, pek de komik değildim ya neyse)